05 08 2009

Adam Olmak Adına Nice Ayrılıklara

Adam Olmak Adına Nice Ayrılıklara Bir gün daha çaldım sensizlikten. Zor da olsa vurdu saat gece on ikiyi... Şimdi önümde yeni bir sensizlik var. İçinde, beni neyin beklediğini bilmediğim yirmi dört saat daha var... Sonra o da geçecek... İşte böyle kovalayacak birbirini yarınlar. Derken unutucağım seni, unuttuğumun farkında bile olmadan. Doğrusu da bu zaten, aksi halde hatırlamış olur insan. “onu unuttum” demek bile hatırlamaktır. Bu cümleyi aklıma getirmeyecek derecede unutmalıyım seni. izin kalmamalı... Başkasını ararken yanlışlıkla senin numaranı çevirmemeliyim, kendimle dalga geçeceksem; bu başka birşey için olmalı... Sana dair hiçbir fikir kırıntısı kalmamalı beynimde. Zaman aşımına uğramalı tüm tasalar. Hiç sevilmemiş, hiç yaşanmamış gibi yabancılaşmalısın. Tesadüfen bir yerde adın geçtiğinde, irkilmemeliyim. Hakkında sorulan her soru cevapsız kalmalı. Çok seven insan aynı ölçüde unutmalı... Seni bir gün hatırlanmamak üzere sileceğim. Ama şimdi değil, çünkü ardında bıraktıklarından öğrenmem gereken çok şey var daha. Eğer gerçekten dendiği gibi ayrılıklar-acılar insanı adam ediyorsa; ben kızmamalıyım gidenlere. Ben senin ve senin gibiler sayesinde bir gün adam olacağım. Ama şimdi değil. Çünkü dersini çıkarmam gereken çok ayrılığım var benim. “Adam olmak adına, nice ayrılıklara...” Bak gördün mü böyle dalga geçmeli insan kendisiyle. Yanlışlıkla o numarayı tuşladığında değil... Şu durumda bile gülümseyebiliyorsam, epey yol katetmişim demektir seni unutma yolunda. Acaba diyorum bu yazıyı yazmasa mıydım? Neden dersen canım acımıyor ki? Yani yazıya başladığımdan beri birtek sigara dahi yakmadım. Evet, çok az kalmış seni unutmama... Bunu hissediyorum... Yazmasam da olurdu ama ölmek &... Devamı

05 08 2009

malum sıla

Uzun zamandır kayıpsın artık çık Nerelerdesin? Aradım, sordum, kimleri yordum Bilemezsin... Kaderimle oynayacak kadar, sevgilim olmuşsun meğer Ben seni kabullenmeyi, ben yapmaya çalışırken Yokluğun çirkin de yapmış beni Geçen gün aynada gördüm tesadüfen... Malum ortada halim Eminim, ben bu kadını ömrümde görmedim Olur da duyarsan Özür dilerim çok, çok...... Devamı

05 08 2009

s€nde kaldı...

Sende kaldı Işıklarım karardı Yaşanmış hiç bir şeye acımadan Ardına hiç bakmadan Yalnızlıktan korkmadan Gizlice bitirdin bir iz bırakmadan.. Devamı

05 08 2009

unut gıttigın bi yerde....

 Adının karşısında acı yazıyor bütün sözlüklerde Ne desen küfür gibi , senden yana cümleler bile Gülüşlerim vardı benim ... Ben kimin , ben nerdeyim ? Tam karşıya geçerken bıraktığın o el benim Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende Tabirim caiz değil , numunem yok , sende kalsın aslım Müstakil bir masaldı , bitti işte , ben aynı haytayım Gülüşlerim vardı benim ... Ben kimin , ben nerdeyim ? Tam karşıya geçerken bıraktığın o el benim Bir de sen bırak beni Unut gittiğin bir yerde Kim kaldı ki Çok büyüdüm sayende... Devamı

05 08 2009

muntazam-----------

Seni kamçılardan çıkardım Tevbelerle başladı rahmet vuruşları İnsan ağlar oldun yürekli göğüsler kurdun Sesimi işkencelerden alırdın Elimin altına dökerdin etlerini Hızlı varışlara bile hazırım daha Dayanırdı yelken bezleri saf saf insan enginlikleri Bir geçmiş zaman kalkanı indi Çınar ağaçlarından sahil sularına Kalbim kalkıp indi gemilerden Çok tarandım başka saçlar tarandım sokaklarda Kabris kamburu çıkardı yıllar Ve bir tek çıban çıkaran yoktu sancılarla Habire vuran rüzgar Kabirlerde su yollarında Dehlizlerde İç çekmeler Sızlanmalar fısıltılar Ne zora çekiyor zaman ki bildiler farkettim Götürüp Kelimeleri başka bir semte attılar beni Üzgün melal içre ve aşık Yürüdüğüm deniz sahillerindeyim Yakın sabahlarda öğlelerde ve daha Üç parıltısında günün Devlerimi güreştirmek işim üstüm başım heykel kırıkları Devamı

05 08 2009

€zginin günlüğü---g€mi

Ah, küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini, delisin Ah, yakarlar seni, dönmezsin bir daha geri, delisin Ah, peşimde rüzgâr, ne yağmurlar dost ne bir kıyı var, deliyim Ah, düşlerim kaldı, yalnızım düşlerim kaldı, deliyim Kime sorsam dönüşüm yok Nereye gitsem mavi Yelkenimde deli rüzgâr Her yanım tuz, deliyim Ah, yaralı kalbin, sönüp gidecek yaralı kalbin, delisin Ah, küçücük gemi, dönmezsin bir daha geri, delisin Ah, deniz olayım, tuzumu rüzgârda savurayım, deliyim Ah, ne yelken ne yel, köpüklerde kaybolayım, deliyim Ah, peşimde rüzgâr, ne yağmurlar dost ne bir kıyı var, deliyim Ah, düşlerim kaldı, yalnızım düşlerim kaldı, deliyim Kime sorsam dönüşüm yok Her gemi biraz deniz Her yanım mavi, her yanım yel Her yanım tuz ... Devamı

05 08 2009

Susmak; Cesarettir... Susmak; Sevgiye Saygıdır... Ve Susmak; Haykırmaktır, Çığlıktır...Çarşamba, Ağustos 5, 2009 - Sanal Sanılanlar   Son zamanlarda insan ilişkileri için o kadar sanal dendi ki, eski yazımı tekrarlamak istedim…SANAL SANILANLARSanmak... Varsaymak...  Yok; ama var.   Ya yoksa? Ya varsa? Var mı yok mu?     Yok ise nasıl var? Var ise nasıl yok? Yazı tura gibi... Papatya falı misali... İnternetin dünyayı ufacık yaptığı andan itibaren var bu tartışmalar. Web sayfalarında yazanlar, sohbet pencerelerinde tanışanlar, mikrofonlarla konuşanlar varlar ile yokların ikilemindeler nedense.  Açalım biraz... İnternet yok iken sanal kavramı var mıydı?  Sanal değil; ama sanmak sözcüğü vardı. "Sanırım ki" ya da "Sanıyorum ki" denirdi. Sanmış olsa da o gerçek idi ve sadece tahmindi yaptığı.  Çok geçmişlere gidelim. Çocukluk yıllarımıza... Hangimiz yaşça bizden çok büyük bir komşumuza, için için âşık olmadık ki? Hangimiz o aşkı yüreğimizde besleyip büyütmedik? Hangimiz ilkokulun minicik sıralarında, karşımızda veya yanımızdaki, biz gibi minicik arkadaşımıza büyük düşlerle sevdalanmadık? Hangimiz ilk sevdaları o yıllarda hissetmedik?  Bilinmezdi o yıllarda "Sanal" sözcüğü. Bilinse inanın asıl sanal sevdalar onlardı işte. Olmayacak, hayalde kalacak olgulardı. Sanılanlardı... Bazen öğretmene bile âşık olunurdu mini mini çocukken... Öğretmen vardı ve canlıydı. Ama o aşk sanaldı. Öğretmenin canlı oluşu o minnacık yürekteki sevdayı gerçek yapmıyordu ki. Var olmak, dokunulmak gerçek olmaya yetmiyordu. Mertlik bozuldu mu tartışılır ama daha sonra internet icat oldu... İnsanlar parlak camlı ekran ardından sohbetlere b... Devamı

05 08 2009

hayatın anlamı

Tanımak zordur insanları Maskelerin ardındaki yüzleri Kimse kendi değildir aslında Aslının bir kopyası Virüslü bir kopyası aslında Tanımak zordur insanı, hayatı Baştanbaşa zordur bu dünya Bir tarafta güleni Bir tarafta ağlayanı... Devamı

05 08 2009

yæÆßMÆK

  İnsanoğlu yaşadığını sanır, Halbuki bu yaşamak değil. Yelken açmış çıkar denizine, Kıskançlık rüzgarı ile savrulur. Bencillik ateşi yakar yüreğini, Yüzsüzlük yağmurunda ıslanır. Sahtekarlık ırmağında akıntıyla, Duygusuzca yol alır sonsuzluğa. Oysa yaşamak Dostluk pınarından kanasıya içmek, Yalnız gönülleri serinletmek için. Saygı fidanlarını yetiştirmek, Güven meyvesini yemek için. Hoşgörü deryasında yüzmek, Sevgi sahiline varmak için. Kardeşlik atmosferini içe çekmek, Huzur ateşini üfleyip yakmak için. İlim hazinesinden zengin olmak, İnsanlık dünyasını kurmak için... Velhasıl yaşamak Sevmek... Hiç ama hiçbir karşılık beklemeden, Çıkar gözetmeden sevmektir. Devamı

Üzerime gel ve sağ tıkla