06 03 2010

----SAAT 12----

Karanlığımın örselenmiş Ve tükenmiş kimliğinden yazıyorum. Merhaba çocuk; Kaldırım taşlarına baktığımız Esmer Ankara’nın yüzümüzü kavurduğu Dudaklarımızı çatlattığı Gözlerimizi doldurduğu Karanlık bir odanın en duldasına Ve bir çok gidişin ardına yaşanan Ağlanan bir gecenin hapsinden yazıyorum. Merhaba arkadaş; Gidişinle mi başlayacaktı Kalbimin yeniden kanaması?.. Ve özlemin, beni böyle çırılçıplak Bir yangının ortasına mı bırakacaktı?.. Öyle çok yoruldum ki çocuk. Bu kaçıncı sensiz gece?.. Saymadım, adını koymadım, Ve öylesine değiştim ki, Görsen hem kaçar, hem de ağlarsın Ben bu ayrılığı anlamadım çocuk. Hala karanlık odamı aydınlatan, Bir elmanın yarısı sen, yarısı ben olan, Siyah beyaz bir hatıranın fotoğrafı baş ucumda. Cebimde burnunu sildiğin o üç kuruşluk peçete Yakut misali yanıp duruyor kalbimin üstünde Ve ben kalemi kağıdı elinde hasrete pervane Seninde dediğin gibi yaramaz bir şairim yine Soyadım ince yaa, Yine ondandır ince mevzulara takılıp kalmam… Dizlerine başımı koymayı, Başını dizlerime koymanı özledim Öyle çok özledim ki. özlemden öte. Aslını sorarsan kalbini kırmak değil , İncitmek seni, asla!.. Yemin ederim niyetim ağlatmak değil. Bütün sözlerim; çıkmazlara sokan yokluğuna, Bu karanlık odanın içine bırakan hatıralarına Ve dahası bir kere sesini duyamayışımadır… Öfke değil, nefret değil Benimkisi hüzün sadece sevdiğim… Sigaramın katranında boğuluyorum Ankara sokaklarına Senden benden arta kalan o mum yarasına Dudaklarımı gömüyorum. Sonra acı içinde geceye sönüyorum, Yoksun yaa… Gelmiyorsun yaa… Uzaksın yaa Yokluğunun ağır bedeli ve hepsi DARBED... Devamı

04 02 2010

...AŞK...

Devamı

04 02 2010

AŞK ÜZERİNE FARKLI BİR YAKLAŞIM...

Özlemleriniz dayanılmaz, kavuşmalarınız deprem gibi, sevişmeleriniz çılgıncadır. O halde siz fena halde aşıksınız... Onunla bitmeyen bir kavganız var. Karşı olduğunuz şiddet bile olağan gelmeye başladı. Ona acı vermek, canını yakmak istiyorsunuz; Hatta zaman zaman öldürmek. Öfkelisiniz, Diş biliyorsunuz. Nefretinizi yüzüne haykırmak için sabahı zor ediyorsunuz. Sizi sinirlendiriyor. Telefonlarda tartışıyor, her buluşmada küsüyorsunuz. Hayatınızda yolunda gitmeyen her şeyin müsebbibi o; öyle düşünüyorsunuz. Kıskançlığınız paranoya derecesine vardı. Ona hiç güvenmiyorsunuz. Kendinize de güveninizi kaybettiniz. Sık sık onu aldatmayı hayal ediyorsunuz. Daima huzursuz, Marazi ve huysuzsunuz. Terk etmek istiyorsunuz, Onu, bu şehri... Aldığınız hiçbir kararı uygulayamıyorsunuz. Hayatınızda hiç bu kadar mutsuz olmadınız. O halde siz, FENA HALDE AŞIKSINIZ. O halde sizin, Özlemleriniz dayanılmaz, Kavuşmalarınız deprem gibi, Sevişmeleriniz çılgıncadır. * * * Sizi çok sevdiğinden eminsiniz, Bu sevgi içinizi ısıtıyor. Öyle huzurlusunuz ki... Ona güveniyorsunuz. O aynı zamanda en iyi arkadaşınız. Her şeyi paylaşıyorsunuz. Acıları, dertleri, zor günleri... Onsuz bir hayat düşünemiyorsunuz. Kendinizi en rahat hissettiğiniz yer onun yanı. Artık konuşmadan gözlerinizle anlaşabiliyorsunuz. Her konuda fikir birliği içerisindesiniz. Tartışmanız gerekmiyor, Küsmeniz de. O halde, Coşkulu barışmalarınız da yoktur sizin, Sevişmeleriniz de halim selimdir, Öylesine, sıradan. O halde, Hazır olun. YAKINDA AŞIK OLAC... Devamı

04 02 2010

Yürekleriyle Konuşan, Gözleriyle Gülen Kadınlar...

Bir kadın tanımak... Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları, kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri, küçük yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak... Bir kadını sevmekle baslar her şey ama, bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra' da çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı... Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar. Hem yaman bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle baslar her şey ama bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu gülüşlere teslim olur. Bir kadın... Devamı

03 02 2010

biran gelenler...

  HAYATIN DURDUGU YERDE SEN DEVREYE GİRMELİSİN... VE DURAN HAYATI SEN OYNATMAYA BAŞLAMALISIN.... İNSAN KARAMSARLIGI GORMEDEN AYDINLIGA UMUDA ADIM ATAMAZ.... HAYATIN DURMA NOKTASINDA BİRAZ EGLEŞİP... KENDİNE AYDINLIGA GİDEN YOLDAKİ ADIMI ATACAK GÜCÜ KAZANDIRMALISIN.... Kİ KİMSE SENDEN BAŞKA KİMSE GELİP SENİ KARAMSARLIKTAN KURTARAMAZ... KARAMSARLIK OLMADANDA UMUDA ÇEKİLEN KULAÇLAR ZAYIF KALIR... HER ZAMAN ENSENDE HİSSETMELİSİN KARAMSARLIGI... ÇÜNKÜ O AZAP GİBİ GECEN GÜNLERİN ACISI SENİ REFAH DOLU HAYATA ADIM ATTIRACAKTIR... DURMADAN USANMADAN DÜŞÜNMEKTEN YORULMADAN İLERİYE ADIMLANAN BİR ... YOLUNUZ OLSUN... HER DAİM İLERİ... Devamı

29 01 2010

ESİNTİ KASIRGASI....

günler çok çabuk  geçip gidiyor... dur diyemedigin bir  aksiyon gibi yaşam.... hem içinde korkuvar hemde heyecan...ve hersey... bir an  bi duygu seli ele geçirirken ruhunu... birazdanbaşka bir duygu ordusu benligini muhasara altına  almış..ve  ruhunuda zapt etmek üzeredir... benligin  kıvranmakta... kalelerin saglam olmalıdır dayanmak için.... tabi kalelerinin saglamlıgı içinde ... senin duygusuz olman... halk  diliyle biraz odun yontulmamışından  birazda taşlaşmış kalp... degilse muhasaraya karşı gelmek kabil degil... tarife UYMAZSAN ZATEN NE KADAR GÜÇLÜ OLDUGUNA İNANSANDA MALESEF... DUYGU ORDULARINA KARŞI DURABİLMEN NAMÜMKÜÜN... SANA İLLE  ZARARLAR İZLER BIRAKACAKLARDIR.. AKLININ KALBİNİN BİR KISMINI KENDİLERİNE BAGIMLI KILACAKLARDIR... KURTULUŞU ARANIYOR ÇOK ACİL ŞEKİLDE... AMA NE ZAMANDAN BERİ... BİLİNENLERE  GÖRE ORTALAMA 4000 YILDIR DURMAKSIZIN ARANIYOR... HENÜZ BULUNMADI AMA DÖRT GÖZLE BİLE  BEKLEMEK AZ KALIR... SİZDE YARDIMCI OLUNDA BİRAN ÖNCE ULAŞALIM TABİ MUMKUNSE... KURTARALIM BİRBİRİMİZİ BU KEMEKEŞ DUYGULARDANNNNNNNNN............. Devamı

27 01 2010

bir kiprit GİBİDİR HAyAT........

KURU BİR YAPRAGIN HAFİF BİR YELLE SÜZÜLMESİ KADAR BASİT, VE AĞIR ÇEKİMDE YAŞAMAKTA OLDUGUM BİR HAYATTA , SONBAHAR MEVSİMİM HİÇ GEÇMEZ OLDU. HAYATTA UĞRAŞMAK,ELDE ETMEK , KAZANMAK İLKELERİ  BİR NEVİ STOP ETMİŞ VAZİYETTE.... GİDENLER UNUTUR AMA KALANLAR  HEP HATIRLAMAK POZİSYONUNDA SABİT KALIR. NE GİDEN NE KALAN OLMAK İSE İNSANI, ACILAR DERYASINDA ALABORAYA  MAHKUM EDER. ASLINDA NE GİDENİN RAHATLIGINI YAŞAMAKTASINDIR... NEDE.... KALANIN HATIRLAMASINA TAKILI KALMIŞŞINDIR... HEP ÖZLEM NEFRET KOKTEYLİ İÇİNDE, BAZEN GİDENE BAZEN KALANA YAKIN... UÇURUMUN KENARINA HER VARIŞ O NA BİR DÖNÜŞ OLMAKTAN BAŞKA BİRŞEY DEGİLDİR... HERGÜN YAŞARSIN , BAZEN ARADA BİR, SENİ NE TERKEDİP UNUTABİLME RAHATLIGINI YAŞATIR... NEDE DEVAMLI ONDA YAŞAMAYA... ONUNDUR İPLER VE SENDE ONUN ELLERİNİN AHENGİNE UYUM SAĞLAMAK ZORUNDASINDIR... PEKİ YA HAYAT BUNDAN İBARETMİDİR... SENİN HAYATIN İÇİN EVET BAŞKASI İÇİNSE KİM BİLİR, BEL Kİ HAYIR... BİR YAKIMLIK KİPRİTN SİGARANI ALEVLENDİRMESİ  İÇİN, GEÇEN SÜRA ZARFINDA YAŞAMAYA MAHKUMSUNDUR... BELKİ DE... YAŞARKEN KİPRİTİN OLDUGU KISIMDA YANARSIN... SİGARANIN SÖNÜK RAHATLIGI SENİN İÇİN ULASILMAZDIR.... KİPRİT SİGARAYA ULAŞTIGI ZAMANDA SENİN RUHUN SİGARAYA AKAR İLK ÖNCE TAM SANIRSIN ATEŞTEN KURTULDUGUNU... AMA KİPRİTİN ALEVİDE SENİNLE BİRLİKTE ULAŞMIŞTIRSİGARAYA.... O UFAK BİR ARADA YAŞADIGIN RAHATLIK TOZ OLUP UÇMUŞTUR... SEN YANMAYA DEVAM EDERSİN TAKİİZMARİTE GELENE KADAR.... İŞTE ORASIDA SENİN MUSALLA TAŞINA YATIŞININ BAŞLANGIÇIDIR... İZMARİT YATARKEN KÜL TAPLASIN ATAKATSİZ... SENDE YATMAKTASINDIR ARTIK MUSALLA TAŞINA... İYAN YÜKSELİR.... BİR DERYADAN BOŞALIRCASINA.... HEP YANMAMIŞBİR KİPRİT OLMAYA ULAŞMAKTIR EMELİN VEYA SİGARANIN YANMAYAN KALE... Devamı

19 01 2010

HAKKIN YOK TEK BİR SÖZ SÖYLEMEYE....

Alışmalı arkadaşça yolları ayırmaya Alışmalı kendi yaramızı kendimiz sarmaya Şimdi artık kelimeler yetersiz anlamı yok Yitirmişiz anılarla beraber faydası yok This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 751x745. Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler Şimdi bana seninle bir ömür vadetseler Şimdi bana yeniden ister misin deseler This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 731x500. Tek bir söz bile söylemeye hakkın yok ... Devamı

19 01 2010

...DÜN...BUGÜN...YARIN.....

Dün; Bütün gün durmadan yağmur yağdı koşulmaz köşelerine bu şehrin. Sen diye başlayan cümlelerin göz yaşlarını biriktirdim. Bütün bağlaçlarım bizi bağlamaz halde cümlesizdiler. Ve sanki çocuktum heceleyerek emekleyen gökyüzünde. Bütün bulutlarımla, sırılsıklam sana indim. Eklem yerlerimden koptu yaşamak... Bugün; Aynı acının ezberinde bakıyorum acemice çizdiğim 'aşk' tablosuna. Yerçekimsiz, hayli sürtüşmeli bir ortamda kendimi ihmal ediyorum. Haykırdıkça daha çok birikiyorsun soluğuma. Yoğun bakımda sana bağımlı yaşatıyorum son umudumu. Farz ediyorum sevgilim Gittin sanıyorum... Yarın; Bambaşka yeni bir günün dünden kopyasını yaşatacağız. Çoktan seçmeli ölmeyi yeğlemişsekte, yoktan sevmeyi bekleyeceğiz. Her ihtimal nefes gibi gerekli olacak öPüşmELERİMİZE En çokta çekip gidişin koyacak bana Yeri önemli değil, her nereye olursa... PEKİ YA SONRASI_? Devamı

19 01 2010

ÇEKİRDEK ÇİTLEMEK.....

   Başka hiç kimse tarafından dokunulmamak, konuşulmamak, bakılmamak hatta! Biraz korunmak, biraz şımarmak... Bir kaç çeşit yemek yapmak, İstiklal caddesinde sıkı sıkı elini tutmak, belki film izlemek ama mutlaka çekirdek çitlemek, bi yerlerde çay içmek, Pazar sabahı kahvaltısı etmek uzun uzun, sahilde yürüyüş yapmak gibi küçük ama zor heveslerim var! Neden mi? Herkesin eli tutulmaz, herkesle film seyredilmez, herkesle çekirdek çitlenmez, herkesin kadını olunmaz da o yüzden! İçinden gelmeli... Hücrelerine kadar hissetmeli, dna"larına kadar bilmeli insan!Düşünerek emin olunmaz, bir anda ya olunur ya olunmaz. Bir de şu yakın geçmiş duvarları olmasa, kafa da hiç karışmaz ya, olsun! Oysa bazen tek bir söze ya da bir bakışa yıkılır bütün duvarlar... Kek yapmayı da öğrenmek lazım aslında bi ara! Sabahları uyandığımda *günaydın sevgilim* mesajları görmek istiyorum telefonumda. Gün içinde özlediğim birisi olsun istiyorum. Özlemek istiyorum birini. Çok özlersem dayanamayıp gidip sarılmak istiyorum. Dayanamamak istiyorum! Çalışırken, düşünmek istiyorum sonra onu! Aklımda olduğu için gülümsemek istiyorum ara ara... Gülümsediğim için daha çok çalışmak... Birini sevmek istiyorum; hiç kimseyi sevmediğim gibi, biri sevsin istiyorum beni, hiç sevilmediğim gibi... Biri o kadar çok sevsin ki beni, hatalarımı da sevsin istiyorum! O kadar çok sevsin ki; hata yapmaktan ödüm kopsun! Kıskansın istiyorum biri beni! Sorsun istiyorum *neredesin* diye, *Hımm kim aradı bakayım* diye! Ben sormam ama, korkmasın. O sorsun! *Biliyo musun ne oldu?* ile başlayan heyecanlı cümlelerimin sonuna kad... Devamı

Üzerime gel ve sağ tıkla