27 07 2009

SENDEN BASKA

 SE Devamı

05 03 2009

hos geldinn suskun sevgilim.............

Tut sözünü; sus. Mühürle dudağımı sesimi tut lâl eyle çığlıklarımı. Nahoş avazların uçurumlarından çek dilimi. Yalanların kuyularından çekip çıkar nefeslerimi. Göklü söz ağaçlarının bengisuyuna kat hecelerimi. Hoş geldin ey yüzü gamzelim; B/akışının menzilinde tut gözlerimi. Tir-i müjgan dokunuşlarınla delik deşik et kibrimi. Gör(e)meyip de seni göster(e)meyip de yanımda yöremde görür gibi huzurunda tut çaresiz yetimliğimi. Hoş geldin ay yüzlüm benim; Tut saçlarımın kakülünden kaldır yüzümü yerden. Utancımı tebessümünün kıvrımlarına dola yut. Pişmanlığımı gül yanağının yamaçlarına sar uyut. Dağıt neşemin saçlarını hüznün tenine yasla umarsızlığımı. Hoş geldin ey hesapsız sevincim; Tut elimi. Avuçlarında tut uzanamadığım uçurum çiçeklerimi. Geri ver uzak dal uçlarına terk ettiğim huzur meyvelerimi. Tut Ferhad'ımın elinden şirin vuslatların köyüne taşı yüreğimi. Tut Züleyha'mın elini önü/ardı yırtık gömleklerin kuyusuna zindanına düşürme nefsimi. Hoş geldin ey ruh ikizim; Tut ardında tutulduğum aynalara tut yüzümü... Tut ki aynalarda avuntu bulamayan bakışlarında kendini tanımayan özlediğinde kendine varamayan yüzünü yakmış bir hastayım. Gözbebeğinde tut beni. Ayıplamadan tiksinmeden bakışının ışığından yüz ver bana. Tut ki resimli el ilanları asılmış bir kayıp çocuğum; duvar diplerine asılı umarsız bakışların kovduğu bir lüzumsuzum. Tut kolumdan ardın sıra sürükle yuvama götür. Tut ki mürekkebin hiç hatırını sormadığı yırtık bir kâğıt kalemin hiç içmeyeceği unutulmuş bir sözüm. Aklında tut beni; diline dola dudağına değdir cümlede kullan tut bir... Devamı

05 03 2009

GÜLÜMsE......

GÜLÜMSE... Fakat cenneti kazanmışçasına değil, doğduğun güzel fıtrat için...GÜLÜMSE.... O'nun ümmetlerinden biri olarak yaşadığın için...GÜLÜMSE... Duyduğun ezan sesi, kıblen KABE olduğu için..GÜLÜMSE... Öldüğünde Azrail'le buluşup, RABB'ine kavuşacağın an için...      Yaralar da çiçek açar İNSAN EZELDEN yaralıdır. İlk günah nasıl Havva anamız ile Adem babamızı yaraladıysa, soyundan gelen herkes de elleriyle yapıp ettikleri ile yaralıdır. Yara sürgündeki insanın kaderi, Rabbinden kopuşu, arzda debelenip duruşu, dünya denilen hayvanat bahçesinde kafesinde tutsak oluşu. Yara, sevgilinin yüzündeki peçe, görünmez oluşu, rızasının bilinmeyişi, vuslatın bir türlü gerçekleşmeyişi. Yara, özlem içinde kavrulan bir yüreğin ellerinden iş beklenişi, ucu bucağı bilinmez bir mesafede duraksız say edişi, ab-ı hayatı arayışı, aşkın susuzluğunu kesecek zemzeme bir delik, bir menfez bulamayışı. Yara, insanı yare götüren yolun başlangıcı. İnsan yaralı kalmalıdır. Zira onu hareket ettiren, aratan, susatan, koşturan, işlettiren, amel ettiren bizzat yarasıdır. İnsan, incinebilir olduğu için savaşması değerlidir. İnsan, ömrü kısa olduğu için hayatını vakfetmesi değerlidir. İnsan sevdasına erişmek elinde olmadığı için sevmesi değerlidir. İnsan öldüğü için hayatı değerlidir. İnsan fakir olduğu için kalbini hediye etmesi değerlidir. Aczi yüzünden kıyamı ve mücahedesi değerlidir. Muhtaç olduğu için vefası değerlidir. Hiçbir şeye sahip olmadığı için emanete sahip çıkması değerlidir. Geçmişinden yaralıdır insan; özlediklerini geri getiremez. Hayallerindekilere ellerini uzatıp dokunamaz. Onlara bir selam dahi gönderemez. İstikbalin... Devamı

27 02 2009

anı düşleren............

26/2/2009 - Anı Düş(ler)en.. [Bu yazıyı izle]Bir düş kadar gerçekti Ve her an'dı gelmesi…Göz yaşlarımın dudaklarımı kesip her gece yastığımla seviştiği yerde mor intiharlar biriktirdim ve bileklerimden can kırıklarını topladım özenle, bazen de saçlarımla oynadım, acıttım.Çünkü ancak fiziksel bir çizik örtebiliyordu ruha atılmış çentiklerin üzerini.Saat gündüzü vurduğunda Ve geldiğini bildiğim başka bir ihtimalde,Parmaklarımda cinayetine tanıklık etmiş birinin ürpertisiVe oyunlarda hep kör ebe olan beceriksiz çocuğun kaderiDokunsam, teninde neşter iziSuskumun içinde biriktirdiğim küllerim,Bulaşsak yakacak canımızı Dilimde(ki) kekre tadı acının…Ve bir düş kadar gerçektiHer andı gitmesi…Tutunamazken artık avuçlarım hiçbir yağmurda kalırken kokum, korktuğun şeyden nefret edermişsin en çok diye ben hep gideni sevdim ve kirpiklerimi saklayıp göz kapaklarımın içine gidişlerini seyrettim…Bulunduğum yer (ki) kaf ve saçlarımda küçük dağları doğurmanın ağırlığı, Anka'nın yazgısını taşırken. Anlatamam, anlaşılır olmam da bundan diye,Saklanıp, dipsiz bir rüzgarın telaşsız ve öyle durağan, gelen ve gideni hep aynı yöne savurduğu yerde, gitmenin ve kalmanın hep aynı kapıyı açamamak demek olduğundan belki gidemeden ve kalamadanİzledim…Ve izlemek sessiz ve bilinçli bir eylemse yaşamın devinimine bulaşmaya korktuğumdan, hangi sokağa girsem yola çıkmaz sokak damgası yapıştırıp, bel altı esprilerle gülen fahişe görünümlü hayattan…Edep yerlerini açıkta bırakmış bir gece kadar davetkar,Ve bir düş kadar gerçek,Üzerini örtsem kelimelerimle diyorum bazen, kaç harf sıralamam gerekir peşi sıra içimdeki esrik soluğu tüketmeye…Ve an'ken bitmesi…Ben... Devamı

Üzerime gel ve sağ tıkla